Genel Kurulumuzun SONUÇ BİLDİRİSİ
25.09.2004
SONUÇ BİLDİRİSİ
Ülkemiz ekonomisinde büyüme, faizin ve dövizin düşmesi gibi olumlu gelişmeler; cari açığın ciddi biçimde artması gibi olumsuz gelişmeler izlenmektedir. Üretim ve verimlilik artışının aynı oranda istihdam ve gelir artışı sağlamaması sonucu, insanlarımızın iş, aş, sağlık ve sosyal güvenlik sorunları aşılamamaktadır.
Yıllardır ekonomik politikaların sosyal boyutunun eksikliği sonucu “sosyal devlet” anlayışı hızla zaafa uğratılmış ve son zamanlarda unutturulmaya çalışılmaktadır. İnsanlarımızın günlük yaşamlarına ait ekonomik ve sosyal sorunlar çözümlenememektedir.
AB üye olmak ülkemiz ve insanlarımız için önemli bir hedeftir. AB konusunda teslimiyetçilikten uzak, ülkemiz ve insanımızın çıkarlarına yönelik çabalar taktire değerdir. Ancak gereksiz konularda tartışmalar yaratarak, “AB tek alternatif değildir” yaklaşımı sergilemek iktidar sorumluluğu ile örtüşmeyen bir yaklaşımdır.
Sosyal güvenlik kurumlarının sorunlara çözüm bulmak amacıyla gündeme getirilen “ sosyal güvenlik sisteminde reform önerisi” ve “sağlıkta dönüşüm projesi” insanlarımızın sosyal güvenlik ve sağlık sorunlarına çözüm için uygun yaklaşımlar değildir. Genel sağlık sigortası sistemi ile sağlık ve sosyal güvenliği özelleştirecek bu model akılcı ve uygulanabilir olmaktan uzaktır.
Ülkemizin cari işlemler açığı hızla artarken ithal ilaçların oranındaki artış da aynı hızla sürmektedir. Kaygı verici boyutlara ulaşan bu duruma seyirci kalınmaktadır. Ülkemizdeki eş değerleri üretilen ilaçların ithalatına son verilerek kaynak israfına engel olunmalıdır.
TCK göstermiştir ki istenir ise çok kısa sürede çok önemli yasalar yenilenebilir. Siyasi partiler ve seçim yasası ele alınmalı; Nereden buldun yasasına işlerlik kazandırarak vergi adaletsizlikleri önlenmelidir.
İlaçta KDV indirimi ve fiyat indirimi yerinde uygulamalar olmuştur. Ancak bu indirimlerin yarattığı ekonomik olumsuzluk eczacının sırtına yüklenerek eczacılar ilaç tekellerinin yıllardır yaptığı vurgunun faturasını ödemek durumunda kalmıştır.
Kamu kurumları ve kamu sigorta kurumlarında reçete bedellerinin ödenmesinde yaşanan gecikmelere karşı meslek örgütümüzce ortaya konan eylemlilikler esasında iktidar yetkililerinin sorun çözülecek yönündeki açıklamaları ne yazık ki sözde kalmıştır.
Eczacılar ve Eczaneler Hakkındaki 6197 sayılı kanunda gerekli değişiklikler yapılmalı, eczane açılışlarına mesafe ve nüfus sınırlaması getirilmelidir. Yeni eczacılık fakültelerinin açılmasına son verilmelidir. Eczacılık fakültesi kontenjanları ülke ihtiyaçları dikkate alınarak gözden geçirilmelidir.
İlaç ve Eczacılık gibi son derece stratejik bir alanı devletin denetimi dışına çıkaracak ve ilaç tekellerinin bu alanı kontrol etmesine olanak verebilecek yasal düzenlemelerden kaçınılmalıdır.
AB’ ye uyum çerçevesinde öne sürülen “Sağlık Meslek Birlikleri Kanun Tasarı Taslağı” farklı hizmet alanları ve buna bağlı farklı tüzel kişilikleri olan, ihtiyaçları farklı Tabipleri, Diş Hekimleri ve Eczacıların Meslek Birliklerini tek tip hale getirecek ve sakıncalar yaratacak bir düzenlemedir.
Bu düzenleme sağlık alanında değişik alanlarda hizmet veren meslek mensuplarının müşterek ihtiyaçlarının karşılanmasının, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile ilişkilerini, kamu sağlığının korunmasında üstlenebilecekleri görevleri yerine getirmelerine olanak sağlamayacaktır.
Özel nitelik ve görevleri ile kamusal yetki ve sorumlulukları farklı boyutlarda olan, demokrasiyi ve demokratik uygulamaları savunmayı görev kabul eden tabip, diş tabibi ve eczacı meslek birliklerinin bu tasarıyı kabul etmeleri olanaklı değildir.
Eczacının, tüccar, ilacın ticari bir meta olarak algılanmadığı, tüm yurttaşların sosyal güvenliğinin sağlandığı, vergiler ile finanse edilen ulusal sağlık hizmetlerinin yaşama geçtiği insan onuruna yaraşır, mesleki haklara sahip olacağımız ve hizmet üreteceğimiz bir ülke için mücadelemizi sürdürme kararlığındayız.
Kamuoyunun bilgilerine arz ederiz. Saygılarımızla
